Mehmet Özay 22.07.2026
İbrahim Müteferrika adının bize hatırlattığı belki de, en temel husus, Osmanlı modernleşmesi içerisindeki yeridir.
Bu modernleşmeye, çokça maddi temel teşkil eden ‘matbaacılığı’nın, İbrahim Müteferrika’nın entellektüel kimliği ve kişiliğinin önüne geçtiğini ileri sürmek de mümkün.
Bu maddi yönün dışında ve ötesinde, daha çok entellektüel boyuta vurgu yapılması, hem İbrahim Müteferrika’yı hem de dönemini anlamak açısından önem taşımaktadır.
Öyle ki, merhum Esad Coşan Hocaefendi’nin Matbaacı İbrahim-i Müteferrika Risale-i İslamiye (Tenkidli Metin), başlığıyla kaleme aldığı çalışma, bu saha için önem arz eden eserlerden biridir.
İbrahim Müteferrika’nın, 18. yüzyıl başları gibi bir dönem dikkate alındığında, Osmanlı Müslüman toplumu için gayet yeni olan bir teknolojik ürünü ve bunun vasıtasıyla, çeşitli eserleri yayınlama ilgisi, cüreti ve bilgisine sahip olmasını yabana atmamak gerekir.
Bir süredir, İSTAC Seyyid Muhammed Naquib el-Attas Kütüphanesi’nde mevcut olan ‘Müteferrika Kolleksiyonu’ üzerinde, genel hatlarıyla yaptığım çalışma çerçevesinde, ilgili ikincil kaynakları da gözden geçirme fırsatı buluyorum.
Bu koleksiyonun Malay Dünyası’na nasıl geldiği, getirildiği konusunu, -birkaç diğer konuyla bağlantılı olarak- ilerleyen günlerde akademik bir etkinlikte gündeme getireceğim.
Bu yazıda, İbrahim Müteferrika’nın telif çalışması olan, Risale-i İslamiyye (İslam Risalesi) adlı eserini tetkik eden merhum Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin görüşlerinden bir bölümünü kısaca ele alacağım.
Müteferrika koleksiyonu gibi, Es’ad Hoca’nın küçük ancak, anlamlı çalışmasının da, yukarıda bahsi geçen kütüphanede bulunduğu ve buraya nasıl geldiği de, belki incelenmeye değer bir husustur.
Nihayetinde, pek de göz önünde bulunmayan bu eserin önemine binaen alındığı, ilgilisi tarafından kütüphaneye hediye edildiği veya -tıpkı diğer bazı eserler gibi bir tesadüf sonucu bu kütüphaneye dahil edildiğini düşünebiliriz.
Es’ad Hoca’nın, Risale-i İslamiyye’yi çalışmasının nedeni akademik bir kaygının ötesinde, Osmanlı bilim ve kültür dünyasıyla ilgisinden neşet ettiği ortadadır.
Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, Es’ad Hoca, pek çok kişinin bilmediği veya fark etmediği bu özelliği sayesinde, Osmanlı modernleşmesinin gayet önemli bir döneminde ortaya çıkmış ve sürece öncülük edenler arasında yer alan, İbrahim Müteferrika’nın çalışmasını anlama ve açıklama çabası içerisinde olmuştur.
Bu çalışmanın ilk sayfalarında vurgu, İbrahim Müteferrika’nın popüler yönü yani, ‘matbaacı’ kimliğinin ötesinde onun, daha çok Müslümanlık, Hıristiyanlık vb. gibi dini-teolojik konularda donanımlı bir isim olması ve bu iki Kutsal Dini, karşılaştırmalı olarak ele alabilmiş olmasıdır.
Esad Hoca’nın bu eser üzerinde durmasının, kanımca anlamlı yönü bu olsa gerek…
Nihayetinde, İbrahim Müteferrika’nın Hıristiyanlık içerisinde dönemi itibarıyla, bir mezhep kabul edilebilecek ‘Birlikçilik’e (Unitarianism) mensubiyeti, erken yetişkinlik yılları diyebileceğimiz bir dönemde, bilinçli olarak Müslüman olması onun iki dini kıyaslamaya elverecek denli bilgiler edindiğini ve donanımlı olduğunu gösteriyor.
‘Birlikçilik’ bir başka ifadeyle, Katolik mezhebinin belirleyici olduğu söylenebilecek, temel iman esası olan Teslis’e yani, ‘üçlemeye’ yönelik eleştirileri Birlikçiliği, İslam dinine yakınlaştıran bir unsur kabul edildiği anlaşılıyor.
Bu noktada, İbrahim Müteferrika’nın İslam’a yönelmesinde, bu temel olgunun önemine kuşku olmadığı gibi, bunun yanı sıra, doğduğu ve büyüdüğü ve o dönem itibarıyla, Macar topraklarının Osmanlı siyasi, toplumsal ve kültür dünyasının nüfuz ettiği bir coğrafyada bulunuyor olmasının getirdiği gerçekliği de, göz ardı etmemek gerekir.
Söz konusu bu kültürel karşılaşmanın, din değiştirme süreci öncesinde dini ve topluum anlamaya yönelik bir yönelimi beraberinde getirmiş olması doğal kabul edilebilir.
En azından, hem gençlik yıllarındaki öğrenim süreci hem Müslüman olması ve ardından, Osmanlı bürokrasisinde yükleşini ve nihayetinde, matbaa kurumunu hayata geçirmesi onun ‘zihni açık’ bir kişilik olduğuna işaret ediyor.
İbrahim Müteferrika’yı tanımlamak için kullandığım zihni açıklık kavramının Esad Hoca’nın eserindeki karşılığını, “münevver ve hünerli bir kimse” ifadesinde tanık oluyoruz.
Esad Hoca’nın -temkinli bir şekilde- dile getirdiği üzere, İbrahim Müteferrika, Macar topraklarındaki yaşamı sürecinde, Osmanlı ile ittifak halinde olan ve Osmanlı metinlerinde ‘Tökeli İmre’ olarak bahsedilen, İmre Thököly’in (1657-1705) çevresinde yer aldığına yaptığı atıf, yukarıda dile getirdiğim üzere, onun yaşıtı olan diğer bireylerden farklı bir kişilik ve zihni yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
Bu noktada, vurgulanması gereken bir diğer husus, İbrahim Müteferrika’nın Müslüman olmasının ardından Osmanlıcayı öğrenebileceği ya da geliştirebileceği, epeyce bir zamanının olduğudur.
Öyle ki, Esad Hoca’nın 1710, Niyazi Berkes’in ise, 1705-1711 veya 1711-1714 yılları arasında yazıldığını ifade ettiği Risale-i İslamiyye’yi Osmanlıca kaleme aldığı düşünülecek olursa, bu hususun gerçeklik yapı ortaya çıkar.
İbrahim Müteferrika’nın, 1672/75 yılında doğduğu dikkate alınacak olursa, yirmili yıllarının başlarında Müslüman olması ve ardından gelen bürokrasideki kariyeri, entellektüel yönelimi ve katkısı vb. yapılaşmaları, onun dinamik bir dini yaşamı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu noktada, Esad Hoca, İbrahim Müteferrika’nın İslam’ı nasıl ve ne zaman benimsediği yönündeki tartışamayı, bizzat Risale-i İslamiyye’ye başvurarak ortaya koyuyor.
Buna göre, yaşadığı anavatanında çocukluk ve gençlik yıllarında, sağlam Hıristiyan öğretilerine konu olan İbrahim Müteferrika dini öğrenmenin yanı sıra, entellektüel ilgisinin varlığı ve zamanla gelişmesiyle, ‘dini anlama’ noktasında bizzat Batı dünyasında o dönem var olan farklı metinlere yönelmesi onun, ‘Tevhid’ inancına yönelik yaklaşımının oluşmasına veya pekişmesine yol açtığı anlaşılıyor.
İbrahim Müteferrika’nın bu risalesi onun bireysel Müslümanlaşması sürecini ortaya koyduğu gibi, Esad Hoca’nın dile getirdiği üzere, Batı’da -yine o dönemlerde var olduğu anlaşılan- Kutsal metinlerde ‘müdjeleri’ konu alan çalışmalar halkasına eklenmeyi hak ediyor.
English and Indonesian versions translated with DeepL AI














