Mehmet Özay                                                                                                            23.05.2026

Müslüman toplumların geleneksel siyaset kurumları ve eğitim kurumlarının -özellikle de, yüksek öğretim kurumlarının-, bir anlamda sahip oldukları bütünlüklülük ile, toplumsal değişimlerin gerek iç gerekse dış koşullar ve zorlamalar nedeniyle ortaya çıkmaya başladığı dönemlerde, birbirini ne denli etkilediği üzerinde durulmaya değer bir konudur.

Siyaset kurumu ve yüksek öğretim

Söz konusu “birbirini etkileme” olgusunun, daha çok siyaset kurumunun doğrudan ve dolaylı etkisiyle Müslüman toplumlardaki yüksek öğretime denk gelen kurumlarında değişimi tetiklediğini ileri sürmek mümkündür.

Bu anlamda, Müslüman toplumlar ve modernleşme ilişkisinde, eğitim olgusunu ve de değişim süreçlerini farklı boyutlarıyla ortaya koyarken, geleneksel siyaset kurumu ile yüksek öğretim kurumları ilişkisini de dikkatle değerlendirmek gerekir.

Bu noktada, Müslüman toplumlarda, modern yüksek öğretim kurumlarının oluşumu, siyasal ve kültürel reform süreçlerinin doğrudan bir yansıması olarak ortaya çıktığını ileri sürmek yanlış olmayacaktır.

Nihayetinde, Müslüman toplumların gelenek anlamda, siyasal yapılaşmalarında yine, dönemlerine göre yüksek eğitim kurumuna tekabül edecek eğitim yapılaşmalarının, siyasal iktidar olgusu ve yapısından bağımsız olmaması bize, böylesi bir olguyu ortaya koymamıza imkân tanıyor.

Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, bu durum, geleneksel Müslüman toplumlarda, siyaset kurumu ile yüksek eğitim kurumlarının güçlü şekilde birbirine eklemlendiği gerçeği olduğunu bize gösteriyor.

Bu durumun, belki de, bir başka çalışmada ele alınmasında yarar var.

Bununla birlikte şunu söylemekte yarar var ki, geleneksel Müslüman toplumlarda siyaset kurumu ve yüksek öğretim kurumları ilişkisinin, bugüne ne tür etkileri bulunduğu, anlaşılmaya değer olduğu gibi, belki de, yüksek öğretim kurumlarında şu an yaşanmakta olan sorunların temellerini bulma noktasında bize bir ipucu sağlayabilecektir.

Değişim ve yüksek öğretim kurumları

Değişim olgusunun, kendini iç ve dış taleplerle ortaya koymaya başlamasıyla, adına siyasal ve ardından, kültürel reform denilen süreçlerin gerçekleşmesi, bütüncül anlamda toplumsal yapıyı etkileme gücüne sahip olduğu gibi, bu gelişmenin daha çok yüksek öğretim kurumlarında gerçekleşmeye başlamasını doğal kabul etmek gerekir.

Nihayetinde, yukarıda kısaca değindiğim üzere kurumsallaşmış eğitimin, siyasal yapı ve iktidar olgusuyla ilişkisi, başlayan değişim, reform, modernleşme süreçlerinin doğrudan bu kurum üzerinde etkisini göstermiştir.

19. yüzyıl öncesine tarihlenecek şekilde, Müslüman toplumlarda yüksek öğretimin ilk nüvelerinin gündeme gelmeye başlamasını, genel itibarıyla, bu toplumlarda ortaya çıkan modernleşme yönündeki siyasal çabaların yansıması olarak değerlendirmek mümkün.

19. yüzyıl gelişmelerinin, örneğin, Osmanlı örneğinde Tanzimat Fermanı süreciyle geliştiği de, açık seçik ortadadır.

Cevdet Paşa’nın Sadaret’e atanan Mustafa Reşid Paşa’ bağlamında aktardığı üzere, “Tanzimat-ı Hayriyye’nin teferruatına ikmal ile emri temeddün ve maarifin terakkiyesine himmetten geri kalmazdı. O dönemde, Mekatibi-i Umumiyye nezareti ve Meclis-i Maarif teşkil olundu…”[1] Söz konusu Meclis’in, Darülfünun’dan da sorumlu olması yukarıda dikkat çektiğimiz olguyla ilişkisi bakımından gayet anlamlıdır.

Bu noktada, şu ifadenin konumuzla ilgisine dikkat çekmek gerekiyor…

Osmanlı’da “Darülfünun’un kurumunun sadece, bir eğitim kurumu değil aksine, kültürel modernleşmenin en üst düzeydeki önemli bir aktörü ve parçası”dır.

Bu iddia ile, “Osmanlı’nın kendine özgü modernleşme gayretinin neticesi olarak ortaya çıktığı” ileri sürülse de, bu sürecin, yani Osmanlı modernleşmesinin anlaşılabilmesi için mutlaka Avrupa ile kıyas edilmesi gerekliliği de göz ardı edilmemelidir.

Bu durum, açıkçası dışardan geldiği intibaını güçlü bir şekilde veren, “kendine özgü modernleşme”nin ilgili dönemlerdeki yüksek öğretim kurumlarının yapılaşmasının siyasal iktidar kurumu ile ilişkisinin anlaşılmasını da gerektirmektedir.

İkili sistem

Yukarıda dikkat çekilen değişim süreci, hiç kuşku yok ki, klasik İslami eğitim kurumlarıyla tedrici olarak kurulmaya başlayan yeni, modern yüksek öğretim kurumları bağlamında, ‘ikili sistem’ olarak adlandırılabilecek bir yapıyı doğurmuştur.

Teorik ve pratik anlamda, önemli tartışmalara konu olduğuna kuşku olmayan bu ikili yapıyı teşkil eden unsurlar yani, geleneksel ve modern yüksek öğretim kurumları bir yandan, savunmacı bir şekilde hareket ederken, aynı zamanda ‘öteki’ne yönelik eleştirileriyle kendini ve de ötekini yeniden üretmeye devam etmiştir.

Bu durumun, Müslüman toplumların geniş coğrafi dağılımı ve değişim süreçleri dikkate alındığında, günümüz şartlarında mevcut olduğunun yakından gözlemlendiğini de ifade etmekte yarar var.

Afgani-Abduh dikotomisi ve ötesi

İslam(i) modernizmin ilk ipuçlarının 19. yüzyılda Cemaleddin Afgani ve öğrencisi Muhammed Abduh’la ilişkilendirilmesi gibi anlamlı olması kadar, eksik bir yaklaşımın aşılması gerektiği konusunu bir kez daha gündeme taşımakta yarar var.

Kimi çevrelerce, ‘öncü’ kabul edilen bu iki ismin birbirleriyle akademik ve reform bağlamındaki ilişkilerinin karşımıza, dikotomik bir unsuru çıkardığı göz ardı edilmemelidir.

Çıkış noktaları, metodları ve hedefleri noktasında ayrışan Afgani ve Abduh’un tek tek ortaya koydukları unsurlar, etki güçleri söz konusu olsa da, bunların bu iki isimden önce gelen, aynı dönemde yaşayan ve sonrasında ortaya çıkan bireyler, akımlar, düşüncelerle karşılaştırmalı olarak da anlaşılmaya değer olduğunu ifade etmekte yarar var.

Bununla kastedilen, kısmen 19. yüzyıl öncesinde, hiç kuşku yok ki, öncelikle siyasal çevrelerin, ‘düşünür’ sıfatını hak eden bireylerin ve nihayetinde, bunların ilişkili oldukları çeşitli alimlerin ve/ya yüksek öğretim kurumları arasında ortaya çıkmaya başlayan ve reform kavramı bağlamında değerlendirilebilecek gelişmelerdir.

Yayıncılık ve eğitim

Bunların belki de en başta gelenininin, Müslüman toplumlarda modern teknik ve yöntemlerle ve bunların hedef ve kapsamları bağlamında yine, modernleşmeyle ilintili olan açılımlarına konu olan kitap basımı çabalarıdır.

Bu durum, sadece klasik anlamda yüksek öğretim kurumlarının müfredatları çerçevesinde ihtiyaç duydukları eserlerin basımı ve dağıtımı ile sınırlı olmamıştır.

Aksine, hem modern basım süreçlerinin getirdiği teknik, teknolojik imkânlar ve bunların doğrudan ve dolaylı yansımaları ile hem de, -tüm sınırlılıklarına rağmen-, geniş okur-yazar çevrelerine ulaşmayı hedeflemesi ve bununla bağlantılı istendik veya niyetlenilmemiş bağlamda toplumsal değişime yönelik düşünceler, yukarıda dikkat çekilen konu özelinde, üzerinde yeniden ve dikkatle durulmayı hak etmektedir.

Geniş Müslüman coğrafyası

Yukarıda kısaca dikkat çekilen reform, modernleşme, İslami yüksek öğretim gibi kavram ve süreçlerin ilk etapta bize akla getirdiği coğrafya veya toplum olarak Osmanlı’nın çıkması kendinde bir gerçekliktir.

Bunun yanı sıra, Kuzey Afrika’dan başlayarak Malay Takımadaları’na değin uzanan diğer Müslüman toplumların reform, modernleşme, İslami yüksek öğretim veya buna tekabül edecek eğitim yapılaşmalarının kendinde anlamlılığı olduğunu unutmamak gerekir.

Malay dünyasında yaşanan gelişmelerle ilgili ve bir yakın dönem örneği olarak, Cohor Sultanlığı’nda dini kurumlar ve eğitim yapılaşmasının bu anlamda kayda değer bir yer teşkil etmektedir. Özellikle 1895 yılından itibaren, din ve eğitim kurumsallaşmanın gündeme gelmesi iç talepler ve dış unsurlar ile birlikte değerlendirilmeyi hak etmektedir.[2]

Bu çerçevede, Osmanlı dışındaki ilgili toplumların yüksek öğretim kurumlarının teşkilinde -görece geç dönemlere tekabül etse de, yaşanan sömürgecilik süreçlerinin doğrudan etkisi olduğunu ve bunun özel bir çalışmaya konu olması gerektiğini ifade etmeliyim.


[1] Cevdet Paşa. (1953). Tezâkir (1-12), (Yayınlayan: Cavid Baysun),  II. Seri, No. 22, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, p. 10.

[2] Detaylar için bkz.: Ahmad, Abu Talib. (2003). “Writing Malaysia’s Social History from the Ecclesiastical Records”, New Terrains in Southeast Asian History, (ed.: Abu Talib Ahmad; Tan Liok Ee), Athens: Ohio University Press, p. 258.

English and Indonesian versions translated with DeepL AI

CEVAP VER