Mehmet Özay 17.10.2026
El-Cevaib’i konuşmak…
Yazılı basın organlarının, modernleşme süreçlerindeki yeri yadsınamaz.
Bu durum, aynı zamanda yazılı basın vasıtasıyla, Müslüman toplumların geçirdikleri evrelere tanık olmaya ve bu toplumların birbirleriyle haberdarlıklarının gelişmesine matuf hadiseleri anlamaya el vermektedir.
Bu yazıda, el-Cevaib (al-Jawaib) bağlamında basın, modernleşme ve Müslüman toplumlar ilişkisine kısaca değineceğim.
Ama gazetenin tüm süreçlerinde yer alan sahibi ve editörüne dair biri iki hususa değinmekte yarar var.
Beyrut’ta, bir Osmanlı Arap Hıristiyan ailesine mensup olan Ahmed el-Şidyaq, entellektüel bir çevrede yetişmiş olmanın getirdiği avantajlar, dönemin Doğu-Batı ilişkisinde kurumsal yapıların varlığı içerisinde kendisine bulduğu yer sayesinde gayet hareketli ve renkli yaşamının son evresinde Müslüman olmuş, İstanbul’a yerleşmiş ve Osmanlı basın dünyasına yeni bir alan açmıştır.
El-Şidyaq’ın İstanbul’a yerleşmesi ‘tarihi bir şanstan’ öte, onun sahip olduğu entellektüel ilgi ve çabasının, dönemin Osmanlı saray çevresinin, siyasetinin yeni açılımlar ve yönelimlere olan ihtiyacıyla birleştiğini ileri sürmek gerekir.
Basın ve modernleşme
Batı Avrupa’da, modern dönemi belirleyici kılan özelliklerin başında yazılı basın kabul edilebilir.
15. yüzyıl ortalarında, Almanya’da Johannes Gutenberg’in Mainz’da başlattığı sürecin, Müslüman toplumlarda ne türden bir karşılık bulduğu konusu, en az yazılı basının sahip olduğu kendinde özellik kadar önemlidir.
Bu önem, Müslüman toplumların modernleşip modernleşmediği gibi keskin bir toplumsal değişimin yaşanmasından öte, bu toplumların yazılı basını, -en azından kendi vechelerinden- ne şekilde etkin kullanıp kullanmadıkları ile de ele alınmaya değerdir.
Modernleşme bağlamında yazılı basın olgusunu ele alırken, “bizde var olan yazılı veriler ve değerler”, “geleneksel toplumda, bilgi üretimi ve yayılımı” gibi konularındaki yaklaşımları yok sayıyor değilim.
Ancak, modernleşme sürecinin nerede başlayıp nereye evrildiği, bu uzun süreçlerde kimlerin ne türden roller oynadıkları meselesi de, yine modernleşme olgusunun kendisi kadar ele alınıp sorgulanmayı hak ediyor.
Malay Dünyası bağlamı
Bunları dile getirirken, bu konuların bugüne kadar gündeme getirilmediğini, tartışılmadığını ileri sürüyor değilim.
Bu konuyu burada ele almak suretiyle, geçmişte -örneğin, 19. yüzyıl ikinci yarısında, Malay Dünyası ve Osmanlı ilişkileri bağlamında yaşanan ancak, bugüne değin etkisi hakkıyla ortaya konulmamış olan yazılı basın varlığına dikkat çekmek istiyorum.
Bu noktada, 1861 yılından 1885 yılına değin Osmanlı İstanbul’unda yayın hayatını inişli çıkışlı süreçlerde devam ettirmiş olan el-Cevaib adlı Arapça gazetenin, yukarıda dikkat çekilen konu bağlamında sahip olduğu önemin altını çizmekte yarar var.
El-Cevaib’in, aşağı yukarı 24 yıllık yayın hayatında, Malay Dünyası ve Osmanlı ilişkileri bağlamında bir yeri var mıdır; şayet varsa bunun yanı sıra, bu ilişkileri aşan bir boyutun gelişmesindeki rolünü yeniden incelemek, anlamak, değerlendirmek ve yorumlamak gerekiyor.
Bu durum, birden fazla alana dair ilgi alanımızın genişlemesine, yeni bilgilenmelere imkân tanımasına ve böylece, yeni fikirler üretmemizi mümkün olacaktır.
Örneğin, geçmişte siyasal ve toplumsal ilişkiler gibi alanlarda ne tür potansiyellerin ortaya çıktığı; bu potansiyellerin ne denli mantıklı bir şekilde değerlendirilebildiği; nerelerde hatalar yapıldığı; ne tür işbirliklerinin kapısının aralanmaya çalışıldığı; Müslüman toplumların yaşadıkları siyasal ve kültürel değişimlerinin, ne denli küresel yankı bulduğu gibi hususlar incelenmeye değerdir.
Çoklu süreçler
Bu süreç, bize Malay Takımadaları’nda öne çıkan gayet önemli gelişmelerden birinin, yani Kuzey Sumatra’da Açe Devleti sınırlarında ‘Hollanda Savaşı’ olarak bilinen sömürge savaşının 1873 yılı Nisan ayında başlamasıyla yaşanan erken dönem gelişmelerin, el-Cevaib gazetesi vasıtasıyla gündeme taşınmasıyla, Osmanlı merkezinden yani, İstanbul’dan başlayarak, Osmanlı coğrafyası ile Doğusu ve Batısı ile bilinen dünyada -çokça, Avrupa’da ve Malay Takımadaları’nda, bulduğu karşılıktır.
Burada sorgulamaya konu olanın sadece, el-Cevaib gazetesi olmadığı aksine, çoklu süreçlerin el-Cevaib vasıtasıyla gündeme gelmesidir.
Bu çerçevede, dikkat çekilmesi gereken hususlardan, en azından bazıları şu şekilde sıralanabilir:
Malay Takımadaları Müslüman toplumları üzerindeki etkisi; Malay Takımadaları’nın belirli bölgelerindeki gelişmelerin, el-Cevaib’de yayınlanmasıyla, İstanbul başta olmak üzere Osmanlı toprakları ve diğer bölgelerdeki Müslümanların, Takımadalar’daki gelişmelerden haberdarlıkları; Malay Takımadaları’ndaki gelişmeler üzerinden Avrupa devletlerinin kendi aralarında zuhur eden ve küresel kapitalizmin yeni bir evresi dolarak adlandırılması gerekn gelişmeler, vb.
Bu ve benzeri sorulara ancak, el-Cevaib gazetesinin nüshalarını tek tek ele alarak cevaplandırmak mümkündür.
