Mehmet Özay                                                                                                            13.06.2026

Geniş Malay Dünyası’nın çok ırklı, çok etnikli yapısına dair vurgular neredeyse, her resmi ve uluslararası akademik ortamda gündeme getirilen bir husustur.

Bu durum, bölgedeki ilgili ulus-devletlerin, bünyelerinde barındırdıkları toplumların farklılığından, bunun doğurduğu harmoniden ve hiç kuşku yok ki, bu olgunun yumuşak güç oluşundan bir anlamda gurur duymalarına neden olur.

Ve ilgili etnik yapıların bölgeyle etkileşimlerinin ortaya koyduğu zenginlik, bugünün parçalı ve bölünmüşlüklere konu olan modern dünyasında gizli/açık yeniden birleştirici bir unsur olarak gündeme getirilir.

Bununla birlikte, ulus-devleti yapılandırmanın bir unsuru olarak ortaya konulan söz konusu bu söylem bu inşasına rağmen, yine aynı toplumların sosyal gerçekliğinin ortaya çıktığı çeşitli alanlarında ayrımcılık, dışlayıcılık, nefret dili gibi bağlamların ortaya çıktığı da, bir o kadar gerçektir.

Söz konusu olguda yaşanan bu çelişkili durumun, bugün var olan yapısal durumunu burada ele almayacağım.

Aksine, böylesi bir algının tesisinde, belirli tarihsel kırılmaların, dönüşümlerin etkili olduğunu ve bu süreçlerin modern ulus-devlet süreçlerine aktarıldığın söyleyerek yetinmek istiyorum.

Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, ilgili ırk ve etnik yapılardan bazılarının tarihsel varlığı ile günümüzde algılanış bağlamları arasında, taban tabana diyebileceğimiz zıtlıklar bulunmaktadır.

‘Keling’

Bunlardan biri, ‘Keling’ kelimesi yüklenen olumsuz anlamla, kendilerinin bu etnik yapıya ait olduğu ileri sürülen toplumsal kesime yönelik bir anlamda, ‘aşağılayıcı’lık niteliğiyle anılmalarıdır.

Oysa, tarihi veriler bize Güney Hindistan’dan gelen toplumsal kesime ad olan ‘Keling’in, bugün yansıtıldığının gibi ‘aşağılayıcı’ bir anlam içermediğidir. Aksine, bu grubun ilgili dönemlerin ticaret dünyasında yer alan, aynı zamanda bazı zanaatkârlık gibi alanlarda varlık gösterdiklerini ortaya koyuyor.

Endonezyalı akademisyen Nia Deliana’nın kaleme aldığı, “The Ocean Remembers: Indians and the Tides of Empire” başlıklı eser, ‘Keling’ konusuna açıklık getirmesiyle dikkat çekiyor.

Çalışma, temel itibarıyla bir Hint Okyanusu bağlamında olması ticaret, göç, kimlik, değişim gibi çeşitli alt konuları bir araya getirirken, aynı zamanda ‘Keling’ gibi tüm bu süreçlerde, -tıpkı Lebai/Labbai, Chulia, Nainar, Marakayyar vb.- yer alan grubun bir tür arkeolojisini yapma iddiasında.

Malezya’nın önde gelen yayınevlerinden GerakBudaya tarafından yayınlanan çalışmanın tanıtım toplantısı bugün, yayınevinin Petaling Jaya’daki merkezinde yapıldı. Toplantıya katılanların isimleri etkinliğin, akademik bir forum olarak da anılmasını hak ettirecek düzeydeydi.

Nia Deliana, çalışmasının ana odaklarından biri olan, ‘Keling’ toplumsal grubuyla ilgili olarak Malayca el yazmalar gibi otantik ile Marco Polo, Ibn Batuta, Tome Pires gibi kısmen birincil veya daha çok ikincil diyebileceğimiz kaynaklara dayalı tarihsel içerikli sunumuyla dinleyicileri bilgilendirmesinin ardından, moderatörlüğünü Jason Ganesan’ın yaptığı forum, Singapur Ulusal Üniversitesi’nden (NUS) Sumit Mandal ile Endonezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nden (IIIU) Farish A. Noor’un katılımıyla gerçekleştirildi.

İki önemli akademisyen eserli ilgili görüşlerini ortaya koyarken, katılımcıların soru-cevap bölümüne aktif katılımları, etkinliğin gayet dinamik bir ortamda geçmesine neden oldu.

‘Keling’ toplumsal grubuna mensup olanların temelde, ‘ticaretle’ meşgul olan kesimler arasında yer aldığı hususu hem, Kuzey Sumatra’da gerçekleştirilen saha çalışması hem de, yukarıda değinilen otantik kaynaklara başvuruyla ortaya konuldu.

Örneğin, bu isim çerçevesinde kaynaklarda Tanah Keling, Benua Keling, Negara Keling olarak zikredilen kavramsallaştırmalar, bu toplumsal kesimin varlığı ile ilişkilendirilen bir coğrafyaya atıf olduğuna gönderme yapmaktadır.

Geniş Malay Dünyası

Keling ve diğer toplumsal grupların Hint Okyanusu bağlamında içinde yer aldıkları göç ve ticaret süreçlerinde hedeflerden birinin Geniş Malay Dünyası olması bu olguya kısa değinmeyi gerektiriyor.

Keling ve Malay Dünyası ilişkisi, hiç kuşku yok ki, Takımadalar bölgesinin tarihsel olarak ele alınmasında kaçınılmaz bir öneme sahip olan suyolları ile bağlantılığını ortaya koyuyor.

Söz konusu suyolları Malay Takımadaları olarak da anılan Malay Dünyası’nın kendi doğal sınırları içerisindeki varlığıyla irili ufaklı Malay siyasi yapılarını birbirine bağladığı gibi, geniş suyolları vasıtasıyla bir yandan, Çin ve öte yandan, Hindistan ile olan ve devamlılık arz eden ilişkililiği bilinen bir gerçektir.

Bu coğrafi varlık ve doğrudan ilişkililik hali, bize Malay Dünyası’nın veya Takımadalar’ın tarih boyunca etkin bir coğrafi yapı olduğunu ve değişime açık olduğu gibi, değişimi talep eden bir yönünün de olduğunu söylememize imkân tanıyor.

Bu durum, karşımızda statik bir Malay Dünyası veya Takımadalar dünyası olmadığını aksine, yukarıda kısaca değinilen suyolları bağlamında hem, iç ve hem de, dış unsurların Malay Dünyası ile irtibanının devamlılık arz ettiğini gösteriyor.

Bu anlamda, tarih boyunca dış etkilenimler bölge için siyasal, sosyal ve kültürel bir tehdit değil olarak algılanmamıştır. Aksine, bölgenin bu alanlarda genişlemesi ve gelişmesi bakımından oldukça önemli imkânları çıkarmıştır.

Bu süreçlerin içinde yer alan yabancı toplumsal gruplardan biri adına ‘Keling’ denilen, Güney Hindistan özellikle de, Koromandel sahil bölgesi kökenli toplumsal gruptur.

Varlıkları, Bengal Körfezi ile Malaka Boğazı boyunca uzanan kara toprak parçalarında ve Adalar’da hissettiren ‘Keling’lerin tıpkı, benzeri topluluklar gibi, başta ticaret alanındaki varlıkları onları, tarihin erken dönemlerinden itibaren, bölgede etkileri hissedilen gruplar arasında yer almasına yol açmıştır.

Kelimenin etimolojik kökenine dair veri eksikliğine rağmen, bazı görüşler akla Hindistan’da “Kalinga” dönemini akla getirse de, temel kaynaklara erişene kadar bu hususu temkinli karşılamak gerekir.

Anlam kaybı

Bir toplumsal gruba ad olan ‘Keling’in anlam kaybının ne zaman olduğu konusu bir araştırma sorusu olarak halen önümüzde duruyor.

Ancak, sömürgecilik süreciyle birlikte yaşanan bazı gelişmeler ki, bunlar arasında nüfus sayımı gibi süreçler öne çıkıyor, Takımadalar bölgesindeki etknik unsurların, Batılı sömürgeci yapılar tarafından sınıflandırılması ve bir ölçüde kategorilere ayrıştırılarak yeniden tanımlanmalarına yol açtığı biliniyor.

Yukarıda dikkat çekilen çalışmanın ilgili bölümlerinde yer verilen bu süreçler, sömürge öncesi ve sömürgecilik dönemi gibi iki tarihsel parametreye vurgu yapıyor.

Ve ilkinde, ‘Keling’ toplumsal grubu kendinde Malay Takımadaları coğrafyasındaki ‘pozitif’ veya en azından, ‘nötr’ denilebilecek anlam ile ilişkilendirilirken, ikinci dönemde kırılmaya uğrayarak etkisini bugüne kadar devam ettirmiş gözüküyor.

Nia Deliana’nın, Hint Okyanusu temelli göç ve ticaret süreçleri bağlamında ele aldığı ‘Keling’ kavramı, tarihsel gerçekliği belgelerle ortaya koyarken, aynı zamanda günümüz ulus-devletleri bünyesinde var olan bazı olguların yeniden sorgulanmasına da kapı aralıyor.

English and Indonesian versions translated with DeepL AI

TINGGALKAN BALASAN