Mehmet Özay 10.01.2026
Çok kültürlülüğü, çok dinliliği, çok dilliliği ile bilinen Güneydoğu Asya ülkelerinden Malezya’da, bu olguyu teneffüs edebileceğiniz pek çok alan, mekân, olgu bulunuyor.
Bir tatil günü trene, otobüse binip ya da motosikletinize atlayıp, herhangi bir kırsal bölgeye doğru yapacağınız yolculuk, söz konusu bu çok kültürlülük olgusunun kendinde, otantik, tarihsel ve geleneksel yapıların korunaklığıyla size kapılarını açar.
Birkaç cümle ile ifade etmeye çalıştığım bu olguda, romantisizm olarak adlandırılabilecek bir yaklaşım, güçlü bir şekilde kendini ortaya koyduğuna kuşku yok.
Adına çok kültürlü, çok dinli, çok dilli sıfatlarıyla anılan bu toplumda, söz konusu bu unsurların, oluşmasına katkıda bulunan farklı toplum kesimlerinin gerçekte, adına zenginlik denilebilecek bu unsurları, bu şekilde algılayıp algılamadığı veya farklı toplum kesimlerinin bu farklılıklar çerçevesinde kendilerini, büyük toplumun parçası hissedip hissetmedikleri elbette araştırılmaya, anlaşılmaya değerdir.
Böylesi bir araştırmanın ilk aşaması olarak, dışardan-içerden gözlemin, farklı bir algıyı oluşturma ihtimali bulunuyor.
Bir başka ifade ile söylemek gerekirse, söz konusu topluma dışardan bakan veya dışarlıklı kimliği ile bu topluma yaklaşan ile bizatihi, toplumun kendinde bir ögesi olan kişi ve toplumsal gruplarca aynı topluma bakış ve algılayışta derin bir ayrışmanın olduğunu söylemek mümkün.
Bir toplumsal zenginlik ifadesi olarak gündeme getirilen olgular toplamının, dışarlıklı bir kişi için ya da, bu olgular toplamına dışaran bakabilen bir kişi için, açıkçası -yukarıda dile getirdiğim şekilde- romantisizme kaçan bir yönün doğal bir şekilde gündeme geldiği iddia edilebilir.
Bununla birlikte, ilgili toplumun derinliklerine yani, toplumsal gerçekliğinin oluşum süreçlerine, yapılaşmasına, kurumsallaşmasına nüfuz edilmeye başlandığında, söz konusu bu zenginlik ile anılan büyük topluma, gerçekte gizli/açık egemen olan unsurlar ve kurumlar ile bu egemen unsurlar ve kurumlar karşısında, kendini dışarda bulan ya da hisseden toplumsal unsurlarla karşılaşılmaması mümkün değildir.
Ve buna paralel olarak, bu nüfuz sürecinin öznesi olan kişi veya kişilerin zamanla, ilgili toplumsal gerçeklikte kendini, kasıtlı veya kasıtsız dışta bırakılmış ya da, böylesi bir algıyı gizli/açık hisseden toplumsal yapılarla da karşılaşması olasılıklar içerisindedir.
İlgili toplumsal gerçekliğe nüfuz ile birlikte, yukarıda dikkat çekilen ve birbirine paralel ilerlediğini ileri sürdüğüm iki temel olgusallık ile girişte dile getirdiğim ve başına, ‘çok’ niceliksel ifadesi getirilerek ortaya konulan toplumsal olguların bir gerçeklik boyutu kadar, aynı zamanda var olan gerçekliği manipüle etmeye yönelik bir bağlamı da olduğu yadsınamaz.
Geçenlerde, Tanjung Malim’e yaptığım bir gezi, böyle bir düşüncenin gündemime gelmesine neden oldu.
Noel tatilini hafta sonuyla birleştirip şehirden çoktan kaçanlara sonradan eklenerek, yolumu Perak Eyaleti’nin (Negeri Perak) Tanjung Malim kasabasına düşürdüm.
Tanjung Malime’e yıllar önce de gitmiş ve keyifli bir gün geçirmiştim…
Bu sefer, çoluk çoluk çıktığımız yolculuk sakin atmosferi, hafta sonu, şehirlerarası yolun tatil sürecinde eklemlenen yeni müdavimleriyle artan ivmesine rağmen, kuzey-güney istikametinde uzanan ve bizi kuzeye doğru götüren ‘highway’de sakin sakin alınan ve bir buçuk saat süren yolculuğun ardından, yolun Tanjung Malim’e kıvrılışıyla birlikte kırın, kırsalın yanı sıra, girişte bahsettiğim çok kültürlülük, çok dillilik, çok etniklilik olguları da yavaş yavaş belirlemeye başladı.
Bu olguları yapısal olarak ortaya koyan unsurların başında, hiç kuşku yok ki, insan profili, fiziki çevre, tavır-davranış vb. unsurlar oluşturuyor.
Bu durum, öncelikle ana caddeler ile kasabanın ana arterleri dışındaki sokaklarında beliren irili ufaklı tapınaklar, ibadethaneler yapısal, mimari, estetik, rengârenk, dingin sıfatlarıyla anılmayı hak eden unsurlarla var olan, maddi ve bu maddi kültürel unsurların inşacısı olan ilgili toplum kesimlerinin, birbirine eklemlenerek oluşturduğu bir zenginliğin dışa vurumu olarak karşımıza çıkıyor.
Bunlardan bazılarına kısaca baktığımızda, şöyle bir manzara karşımıza çıkıyor…
Farklı etnik veya ırksal yapının, ten rengi ile kendini belirgin kılışına tanık olunuyor…
Tapınaklar ve konut mimarisinde, inanç farklılaşması ile belirli bir inanç ekseninde, farklı mezhebi yaklaşımlar ortaya çıkıyor.
Başta restoran, kafe gibi modern ile her türünden ‘mamak’ gibi geleneksel yeme-içme mekânları olmak üzere envai türden ve irili ufaklı mesleklerin icra edildiği, bir başka şekilde söylemek gerekirse küçük esnafların dükkânlarının isimlerinde, sahiplerinde, müşterilerinde, ürünlerinde türlerinde netleşen bir ayrışma gündeme geliyor.
Yanına yaklaştığınızda duruş, ifade, söylem, dil ile tüm tavır ve davranış bütünlüklerini sizinle ister istemez paylaşanlar, size farklılığı pür insani biçimiyle hissettiriyor.
Evet… Tanjung Malim’de, gün boyu devam eden gezimizde bu farklılıkları, mümkün olduğunca kasıtlı ve canlı bir şekilde yaşamaya çalıştık.
Tanjung Malim’e kıvrımıyla birlikte kasaba merkezine giden yol boyunca ağaçlar arasında kırmızı meyveleriyle hemen dikkat çeken salkım salkım rambutanların cazibesi karşısında tezgâhına yaklaşarak rambutan aldığımız orta yaşlı Çin’li bey…
Krem rengine boyanmış ve irili ufaklı dini motifleri, heykelleri ile bütünüyle bir farklılığı ortaya koyan anıtsal olduğu hissi uyandıran bir Hint tapınağına göz atış…
Uzaktan sarı kubbesiyle dikkat çeken ve böylece, dini kimliğini ortaya koyan Cami’yi ziyaret…
Ana cadde üzerinde kiremit rengiyle ve de ana bina göevdesi üzerine işlenmiş dev ‘haç’ ile bir Protestan (Methodist) kilisesi…
Son dönem sömürge yönetimince Malay öğretmen yetiştirilmesi amacıyla kurulan, öğretim üyeleri ve öğrencileriyle ağırlıklı olarak Malaylara hizmet etmeye devam eden ve mimari olarak Malay ve İngiliz (Avrupa) tarzı binalarıyla dikkat çeken Sultan İdris Eğitim Koleji (Sultan Idris Training College-SITC)…
Eşi ve çocuğuyla tezgâhında ‘düryan’ aldığımız ve sohbetimizin karşılığı olarak bize ‘kampung durian’ hediye eden Tamil kökenli genç adam…
‘Mamak’ında öğle yemeği yediğimiz, ‘pür’ Malay olmadığı izlenimi veren bir teyze…
Geleneksel kahvehanesinde leziz kahvesini içtiğimiz Çin’li amca…
İlgili toplum kesimlerine mensup bireylerle, gündelik yaşamın olağan akışı içinde gerçekleşen iletişimin, bir dışarlıklı olarak bana verdiği duygu, anlayış, farkındalık belki bir anlamda bilgi ile, bu bireylerin içinde yer aldıkları geniş toplumda kendilerini ait hissedişleri, anlayışları arasında önemli bir fark olduğunu söyletebilecek olgular bulunuyor.
English and Indonesian versions translated with DeepL AI














