Mehmet Özay                                                                                                            14.04.2026

Zor günler yaşayan Batı demokrasisine, Macaristan’dan güçlü bir soluk…

Macaristan’da 12 Nisan’da yapılan genel seçimlerin ardından, başbakan Victor Orban, on altı yıllık iktidarını kaybetti.

Macar halkının, seçim sonrası tepkisini ve Batı medyasının bu gelişmeye yer verişini sanki, ‘Prag Baharı’ günlerini andıracak mahiyette olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Değişim

Ülke içi ve dışında böylesine önemli tepkinin ortaya çıkmasında hiç kuşku yok ki, Tisza Partisi genç lideri Peter Magyar önderliğinde muhalefetin parlamentoda, üçte ikilik çoğunluğu elde etmesi oluşturuyor.

Bu durum, ülkede siyasal bir değişimin, gayet önemli bir toplumsal tepkiyle birlikte ortaya çıktığının göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

Nihayetinde, Avrupa Birliği üyesi olan Macaristan’da ‘demokratik’değişimin böylesine güçlü bir meclis çoğunluğuyla ortaya çıkması, gelecek dört yıl boyunca ülkeyi yönetecek olan, genç ve yeni lider Magyar ve ekibinin, ‘reform’ süreçlerini barış ve güvenli bir ortamda gerçekleştireceği anlamına geliyor.

Demokrasi

Macaristan’da yaşanan siyasal değişim, sürpriz olmanın ötesinde Batı’da, özellikle de, Avrupa’da farklı bir yönelim sergileyen demokratik yaşamın bir anlamda, yeniden rayına oturması olarak algılanıyor.

Bu nedenledir ki, verilen tepkiler kaybedilen yılların ve Avrupa demokrasi geleneğinin Doğu Avrupa’dan bir ülkede yani, Macaristan’da yeniden güncellenmesi olarak anlamak gerekiyor.

Macaristan’daki demokrasinin yeniden inşası anlamındaki bu siyasal değişim, Avrupa’nın bir süredir kriz yoğunluklu gündemini rahatlatan en önemli bir gelişme kabul etmek gerekiyor.

Öyle ki, bunun sembolik ve siyasal ifadelerinden biri, Avrupa Birliği Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen’in, “Avrupa çoktan Macaristan’ı seçmiştir. Birlikte, çok daha güçlüyüz.” diyerek, Macaristan’da yeniden demokratikleşme konusundaki gelişimin, bütün bir Avrupa Birliği için önemini açıkça ortaya koyuyordu.

Uluslararası etkisi

Bu noktada, Doğu Avrupa’dan neşet eden gelişmenin sadece, orada kalmayacağı ve bu demokratik tavır ve değişim yöneliminin, ilk olarak Batı’nın diğer ülkelerinde de, karşılık bulacağını söylemek mümkün.

İkinci olarak ise, Macaristan’da ortaya çıkan siyasal değişim, Ukrayna krizinden ve belki de, NATO’ya değin uzanan Avrupa Birliği bünyesi ve ötesine taşan uluslararası boyutuyla da, gündemi belirleyecek bir niteliğe bürünebilir.

Öyle ki, bazı yayın organlarının dikkat çektiği üzere, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in  Ukrayna sorununda, AB içerisindeki bölünmenin temel amili olarak Victor Orban’ın siyasal yaklaşımından güç alması, bugün için geçerliliğini yitirmiş durumda.

Bunun somut bir göstergesi, Macaristan’ın sabık başbakanı Orban’ın, Mart ayında AB’nin Ukrayna’ya maddi desteğini veto etmesiydi…

Bürokrasi ve yolsuzluk

Çiçeği burnunda seçim galibi Magyar, seçim zaferi konuşmasında sadece -bir dönem yanında yer aldığı- Orban’ı değil, onun dışında ülkenin en önemli kurumlarının başında olan yöneticileri de, son on altı yılda yaşananlardan sorumlu tutması dikkat çekiciydi.

Bu yöneticilerin, Macaristan’ın yüksek yargı mensupları, savcılar gibi ‘adalet’ tesisinde, tarafsızlıklarıyla baş rol oynamaları beklenen üst düzey bürokrasiyi oluşturması ülkede, son on altı yılda siyaset ve bürokratik yapılanma işlerliğinin geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.

Magyar’ın, Macaristan’ın bu kritik kurumları üzerinden geliştirdiği siyasal söylem açıkçası, Batı demokrasilerinin temel dayanak ve prensiplerinin hatırlanması ve hatırlatılması noktasında, gayet dikkat çekicidir.

Kendisini, “ortanın sağında” muhafazakâr bir siyasetçi olarak tanımlayan Magyar’ı, aynı siyasi yelpazede yer alan sabık başbakan Orban’dan ayıran husus, onun Avrupa siyasi ilkeler bütününü içselleştirmesinde ortaya çıkıyor.

Adalet olgusu

Bu durum, Macar seçmenin geçen hafta sonu yapılan sandık başına giderken, belki de, başbakan Orban ve ortaya koyduğu siyasetten öte, ülkenin ‘bağımsız’ yönetim biçiminin temsilcisi kabul edilen kurumlarının başında olanların, siyasetle içli-dışlı olmalarına verdikleri bir tepki olarak da değerlendirilmeyi hak ediyor.

Söz konusu kurumların başında olan bürokratların sistemsizlik işlevini’ üstlenmelerinin doğurduğu gerilim öylesine büyük olmalı ki, Magyar konuşmasında  yetkililerinin onları hedef göstererek, “ülkeye ihanet edenler sorumluluğu üstlenmeli” diyerek, olan biteni özetliyordu.

Magyar’ın açıkça “istifaya” davet ettiği bu üst düzey bürokratların “hesap verilebilirlik ilkesine” tabi tutulacakları vurgusu ise, Macaristan’da son dönemde siyaset-üst düzey kamu bürokrasisi ilişkisinde dengesizliği ve yozlaşmaya işaret ediyor.

Buna şaşmamak gerekiyor…

Nihayetinde, Macaristan son yıllarda söz konusu bu dengesizlik ve yozlaşma nedeniyle  Uluslararası Şeffaflık Kurumu verilerine göre, Avrupa Birliği üye ülkeleri arasında en son sırada yer alıyor…

On altı yıl boyunca ülkeyi, benzerlik kurmak gerekirse, bir nevi Habsburg Kralı olarak yöneten Victor Orban, siyasi varlığı ve politikalarıyla Batı siyasal sistemlerine son dönemde egemen olan ve etkinliğini uluslararası politikalarıyla küresel sisteme de yaymaya çalışan çevrelerin de desteğini kazanmış bir politikacı olması, Pazar günü seçim sonuçlarının ne denli önemli olduğunun bir başka nedenini oluşturuyor.

Seçimle ortaya çıkan bu durum, bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, sadece Macaristan’da bir iktidarın değişmesinin ötesinde bir anlam taşımaktadır.

Orban tipolojisi

Seçimi kaybeden Victor Orban’ın sıradan bir siyasal lider olmaması, önümüzdeki günlerde onunla ilgili değerlendirmelerin artarak devam edeceğini gösteriyor.

Öyle ki, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminin liberal söylemli genç aktivisti Orban 1998’de muhafazakâr başkakan olarak ülkeyi dört yıl yönetmişti.

2010 yılında ise ideolojik yaklaşımında yaşanan değişim onu, Putin’li Rusya’ya yönelen bir siyasetçi olarak tanımlatmaya yetiyordu.

Bir Doğu Avrupa ülkesi olan Macaristan’da Pazar günü yapılan genel seçimlerin ülkede sadece Victor Orban hükümetini değiştirmediği ortada.

Macaristan halkının ‘demokrasi’ sınavı sadece kendi ülkeleri için değil, Avrupa Birliği ve hatta, geneli itibarıyla Batı için yeni bir süreç anlamına geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

English and Indonesian versions translated with DeepL AI

TINGGALKAN BALASAN