Mehmet Özay                                                                                                                  09.02.2026

Japonya’da, başbakan Sanae Takaichi’nin büyük seçim zaferi.

Japonya’da, hafta sonu yapılan genel seçimleri, iktidarın büyük ortağı Liberal Demokrat Parti (Liberal Democrat Party-LPD),  465 sandalyeli parlamentoda (Diet) 316 milletvekili çıkararak ilk sırada tamamladı.

Rekor başarı

Bu seçim başarısı, sürekli değişen başbakanlar ve hükümetler nedeniyle, yaklaşık son dört yıldır önemli gerilimlere konu olan Japon siyasetinde yeni bir dönemin başlaması anlamına geliyor.

Seçimin modern Japonya siyasal tarihi açısından da gayet önemli olduğu anlaşılıyor.

Öyle ki, istatistikler, 316 milletvekilinin kazanıldığı bu seçimlerin, 1955 yılından bu yana en başarılı siyasal sonuç olduğunu ortaya koyuyor.

Söz konusu bu seçim başarısı, hiç kuşku yok ki, Japon kamuoyundan, başbakan Sanai Takaichi’ye yönelik güçlü bir güven işareti olması kadar, bunun ötesinde de bir anlam taşıyor.

Seçimin galibi olduğuna kuşku olmayan iktidarın büyük ortağı Liberal Demokrat Parti (Liberal Democrat Party-LPD), uzun süredir böylesi bir başarıya hasretti.

Bu seçim zaferi, siyasete yeniden güçlü ve kararlı duruşu getiren Takaichi’nin özellikle, geniş toplum kesimlerini yakından ilgilendiren ekonomi politikaları başta olmak üzere, yeniden güçlü Japonya olgusunu inşaya daha bir güvenle sarılacağını gösteriyor.

Bu anlamda seçim zaferinin, Japon kamuoyunun iktidarın büyük ortağı LPD ile başbakan Takaichi’ye güveninin bir ifadesi olduğuna kuşku bulunmuyor.

Nereden nereye…

Başbakan Takaichi, erken seçim kararı almasının ardından, gözler LPD’nin kaybettiği oyları geri alıp almayacağına odaklanmıştı.

Aynı zamanda, son dönemde yapılan seçimlerle kısa süreli hükümetlerin varlığı, siyasal ve toplumsal yaşamda karşı konulamaz bir ağırlığın ortaya çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Takaichi ile gelen fırsatın bu anlamda, her iki olguda yani, siyasal ve toplumsal yaşamda istikrar arayışı çabaları ve niyetiyle birleşmesini, hafta sonu yapılan seçimde başarıyı getiren psikolojik faktörler olarak kabul etmek mümkün.

Nihayetinde, genel seçimlere bir yıldan fazla bir süre olmasına rağmen, geçtiğimiz Ekim ayının 4’ünde başbakanlık koltuğuna oturan Takaichi, verdiği güçlü liderlik sinyallerinin semeresini bugün almış gözüküyor.

Yeniden şekillenen siyaset

Hafta sonu yapılan genel seçimleri iktidarın büyük ortağı LPD’nin kazanırken, Takaichi ile birlikte koalisyon yapısında yaşanan önemli yenilikle bugünkü iktidarın küçük ortağı olarak hükümette yer alan ve reformcu görüşleriyle tanınan, Japonya Yenilikçi Partisi de (Nippon Ishin), hiç kuşku yok ki, bu gelişmeden kendisine bir pay çıkartıyor olmalıdır.

Son dönemde siyasal yaşamda yaşanan dalgalanmaların iktidar yapısına yansıması, azınlık hükümeti olgusunun ortaya çıkmasına yol açarken, bu durum, potansiyel olarak toplumsal ve siyasal kırılmaların derinleşmesi yönünde verdiği izlenimle de önem taşıyordu.

Bu kırılmaların en belirgin yanı, uzun yıllardır hükümet olan LPD’nin seçmen desteğini yitererek kan kaybetmesi iken, aynı süreçte belki de, ‘toplumsal ümitsizliğin’ ya da ‘bir çıkış yolu olarak’ aşırı sağcı olarak bilinen Sanseito’nun çıkışına tanık oldu.

Takaichi’nin önce, LPD’de liderliği ve ardından, hükümeti oluşturma sürecinde LPD’nin uzun süredir iktidar ortağı ‘orta yolu’ temsil eden Komeito ile yollarını ayırması, başlı başına değişimin işaretiydi.

Cesur ve kararlı

Öyle ki, bu gelişme, yukarıda dikkat çektiğim üzere ülkede, toplumsal ve siyasal barış olgusunda kaymalar ve hatta kırılmalar sürecine eklemlenecek önemde siyasal bir karar olduğuna kuşku yok.

Bu gelişmeyi, ‘muhafazakâr’ ve ‘milliyetçi’ genleri güçlü başbakan Takaichi’nin aldığı, radikal bir karar olarak adlandırmakta bir sakınca bulunmuyor.

Bu kararın devamı olarak Takaichi, hükümeti kurma sürecinde Japonya Yenilikçi Partisi’ni, koalisyonun yeni ortağı olarak iktidara taşıması da, bir o kadar siyasal gündemde ses getiren bir karardı.

Pazar günü yapılan seçim sonuçlarına bakıldığında, 4 Ekim’den bu yana, Japonya siyasetinde başat aktör olarak gündemde yer alan ve gündemi belirleyen Takaichi, siyasal süreçleri yönetebildiğini kanıtlamış durumda.

Bazı seçmen görüşleri dikkate alındığında, LPD’nin seçim başarısının ardında, başbakan Takaichi’nin, karar alış süreçlerindeki hızı ile ilgili toplum kesimlerine ulaşmadaki ve söylemindeki dürüstlüğün belirleyici olduğu görülüyor.  

Bu durum, bize, Şinzo Abe’nin 2022 yılında bir suikasta kurban gitmesinin ardından, Japonya siyasetinde oluşan liderlik rolünün giderek, başbakan Takaichi tarafından doldurulmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Hangi sağ?

Bununla birlikte, bir yandan muhafazakar ve milliyetçi tanımlamasına muhatap olan LPD lideri ve başbakan Takaichi öte yandan, ülkede reformu öngören ancak, sağa yakın konumuyla siyasal yaşamda yer alan Japonya Yenilikçi Partisi ile ‘aşırı sağ’ sıfatıyla anılan Sanseito’nun varlığı, ülke siyasal yaşamında ‘hangi sağ?’ sorusunu da gündeme getirilmesine neden oluyor.

Japonya siyasetinde hiç kuşku yok ki, yeni bir siyasal eğilim ya da eğilimler dizisi olarak anılmayı hak eden bu yönelimleri sadece ulusal siyaset gerçekliği ile açıklamak mümkün değil.

İçinden geçilmekte olan küresel türbülanslar döneminin, Japonya siyasetindeki karşılığının yukarıda zikredilen siyasal tutum ve eğilimler şeklinde karşılık bulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Öyle ki, hafta sonu yapılan seçimlerin tek galibi iktidrın üyük ortağı LPD değildi. Aşırı sağı temsil eden Sanseito’nun da, mecliste temsil sayısını 2’den 13’e çıkarmış olmasını dikkatle takip etmek gerekiyor.

Bu noktada, 190 adayla seçimlere katılan ve elde edilen önemli başarıya rağmen, parti başkanının alınan başarıyı kabullenmek yerine, bunun ötesinde bir hedefi ortaya koyması, Japon siyasal ve toplumsal yaşamında yaşnmakta olan değişmelerin bir diğer göstergesidir.

Bu gelişme, Japon seçmenin bir yandan milliyetçi eğilimleri gayet güçlü Takaichi liderliğindeki LPD’ye dönüşü kadar, bu siyasal eğilimi aşan aşırı sağcı Sanseito’yu da mecliste gayet görünür kılınır bir yere taşıması seçmen profilinin, belirsizliklerle ve hatta zaman zaman tehditlerle anılan bölgesel ve küresel gelişmelere verdiği yanıt olarak değerlendirmek mümkün.

Yeniden güçlü Japonya

Seçim sonuçları, ‘yeniden güçlü Japonya’ olgusunun gündeme geldiğini söyleyebiliriz.

Takaichi’nin, önce siyasal kimliğinin ortaya koyması ve ardından, cesurca aldığı seçim kararının ardından gelen başarı Japonya’nın, toprağı bol olsun, Abe’nin ortaya koyduğu liderlik  dönemi güçlü Japonla olgusunun yenilenmesi anlamı taşıyor.

Bu gelişmenin, sadece Japonya toplumu için değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesi için de önemli bir gelişme olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

English and Indonesian versions translated with DeepL AI

CEVAP VER