Artikel Harian, SOSIOLOGI-SEJARAH

Saffet Bey’in makalesi ve Osmanlı tarihçiliği üzerine bir tartışma / A discussion on Saffet Bey’s article and Ottoman historiography

Email
Bagikan f X in wa

Mehmet Özay                                                                                                            13.09.2026

Saffet Bey’in, 1911/1912 yılında kaleme aldığı, “Osmanlı donanmasının Sumatra seferi” konulu iki makalesiyle ilgili görüşlerime, bu üçüncü yazıda devam ediyorum.

Bir hatırlatma olarak, kronolojik değil, konu temelli bir metot izlediğim bu yazı dizisini kaleme almamın iki nedeni var.

İlki, Malay Dünyası ile Osmanlı ilişkilerinde temel bir referans noktası olan 1560’lı yılların ikinci yarısında gerçekleşen ve somut bazı verilerle kanıtlanabilecek bir gelişmeyle, Osmanlı Devleti’nin Sumatra’ya “iki gemi” gönderdiği iddiasıdır.

İkincisi, söz konusu bu iddiaya, bölge ile ilgili çalışmalarıma başladığım 2005 yılından itibaren, yazılı metinlerde tanık olmamla birlikte, aynı zamanda tarih metodolojisi, tarihi kaynaklar, mantıksal yorumlama gibi bağlamlarda doğal olarak akla gelen bir dizi soruya cevap verme ihtiyacı duymamdan kaynaklanıyor.

Saffet Bey’in makalesinde dikkat çekici hususlar Osmanlı denizciliği, Osmanlı’nın Hint Okyanusu politikası ve özellikle Sumatra’da Açe ile olan ilişkileridir. yüzyıl ikinci yarısındaki boyutu olarak karşımıza çıkıyor.

Ancak, tüm bu süreçlere yol açanın Sumatra’dan gelen Açeli elçiler gerçekliğidir… Bunu göz ardı etmemek gerekir.

Modern tarihçi Reid ve Osmanlı kaynakları

Modern dönemde Malay dünyası ve Osmanlı ilişkilerine dair kayda değer akademik çalışmaları ortaya koyan ilk isimlerden biri ve aslen, Yeni Zelandalı olan tarihçi Anthony Reid’in doktorasını tamamlamasının ardından kaleme aldığı ilk makalelerinden birinde,[1] ‘tezini’ Saffet Bey’in makalesine dayandırmıştır.

Bunun yanı sıra, Reid’in bu makalesinde dile getirdiği argümanın, Portekiz kaynaklarına yakından vakıf olan İngiliz yazar Charles Ralph Boxer’ın yaklaşımına borçlu olduğunu intibaına sahip olduğumu söylemek istiyorum.

Bu hususu, ilerleyen günlerde kaleme alacağım bir yazıda dile getireceğimi umuyorum…

Burada kısa bir parantez açarak, Reid’in bu çalışmasına ilâve olarak, en azından o dönemde var olan ‘literatüre’ kısaca atıf anlamında, bir iki yayını zikretmek mümkün.

Daha önce ilgili yayınlarımda kaynak olarak da kullandığım,[2] Türkiye’de yayınlanan Tarih Hazine’si dergisinde çıkan kısa bir yazı[3] ile, 1967 yılında Fransız araştırmacı Denys Lombard’ın kaleme aldığı ve gayet kapsamlı bir çalışma olarak ele alınması gereken Le Sultanat D’Atjeh Au Temps D’Iskandar Muda (1607-1636)[4] başlıklı eseri kendi alanlarında dikkate alınması gereken çalışmalardır.

İlk iki makalede, Reid’in Osmanlı kaynaklarına erimişimdeki sınırlılığa değinirken, aynı zamanda Saffet Bey’in Osmanlı donanmasının Sumatra’daki varlığı konusunda gündeme getirdiği ‘iddiaların’ sağlık derecesini de kısaca değerlendirmeye çalıştım.

Bu üçüncü yazıda, konuyla ilgili diğer bazı hususları ele alacağım. Ve buna, Saffet Bey’in makalesinin ilk cümlesine atıf vererek başlamakta yarar var.

Karanlıkta kalan gerçek

Saffet Bey, konuyu şu şekilde gündeme getiriyor: “… Kitaplarımızda yok denecek kadar az ve karanlık kalan bu oldukça büyük vakıa için kayıtlarımızda elliyi bulur güzel vesikalar görülüyor”.

İlk etapda basitmiş gibi gelen bu cümle bize aslında, Osmanlı tarih yazımı, tarih metodolojisi, tarihi verilerin toplanması ve tasnifi, bu alanda kurumsallaşma ve ciddiyet gibi bir dizi konuyu akla getiriyor.

Saffet Bey’in “kitaplarımızda” dediği husus, Osmanlı döneminde kaleme alınan tarih kitapları olduğu aşikârdır.

Bir diğer husus, yaşanan “… bu oldukça büyük vakıa”ya rağmen, Osmanlı kaynaklarının konuyu nedense ele almakta ‘isteksiz!’ kalmış olmalarıdır.

Kanımca, burada dikkat çekilmesi gereken husus, sadece Osmanlı tarih kitaplarını yazan dönemin muhtemelen medreselerde görev yapan, bir yandan tarih ve kısmen coğrafyaya ilgi gösteren okur-yazar çevresinin bu konuyu nedense ‘göz ardı etmeleri’ değildir.

Bunun ötesinde, Osmanlı ‘siyasal bilinci’de kayda değer bir kopuşun ve gerilemenin yaşanmış olmasıdır.

Malay ve Osmanlı kaynakları

Kuzey Sumatra ve Açe kaynakları dikkate alındığında, Malay dünyası ve Osmanlı ilişkilerinin, Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Hicaz bölgesini de Osmanlı siyasi ve teritoryal hakimiyetine aldığı döneme kadar geri götürüldüğü hatırlandığında, Osmanlı tarih yazımı ve siyasi bilincinin ne tür bir zeminde geliştiğini veya gelişmediğini bize gösteren önemli bir veridir.

Söz konusu bu görüşün, Osmanlı evrakları içerisinde ilgili döneme dair veriler ortaya çıkana ve ilgili çalışmalar yapılıncaya kadar da hükmünü sürdüreceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu noktada, Osmanlı kaynakları, ilgili bölge ile ilişkilerin başladığı dönemin, Kanuni’nin Zigetvar seferi son safhası ile Sultan 2. Selim’in tahta çıktığı 1567 yılı başları -ki, Sultan Süleyman’ın vefatının ardından yaşanan gelişmeler, 2. Selim’in resmen tahta çıkışını bu döneme işaret ediyor-, olduğunu gösteriyor.

2. Selim’e atfedilse de, dönemin yetkin devlet adamı Sokollu Mehmed Paşa ve ekibi tarafından yazıldığı anlaşılan belgeler, Açe Sultanı Alaaddin el-Kahhar’ın iki veya üç defa gönderdiği elçi ve/ya mektuplar karşısında tekrarlandığı intibaını veren, yine iki üç temel metne dayanıyor.

Saffet Bey ne diyor?

Bu noktada, Saffet Bey makalesinin ilgili yerinde, “elli civarında belge olduğunu[5] söylese de, sadece, Mühimme Defterleri’nde yer alan name-i humayunlardan -yani, dönemin padişahı 2. Selim’in elinden çıktığına işaret eden iki belgeye yer vererek konuyu ele alıyor.

Ve öyle anlaşılıyor ki, bunlardan hareketle genel bir sonuca varıyor…

Daha önce de belirttiğim üzere, Saffet Bey’in 16. yüzyılın önemli devlet adamlarından Feridun Ahmed Bey’in (ö. 1583) kaleme aldığı ve Kuzey Sumatra’da Açe ile ilgili iki mekbutun yer aldığı Münşeat, isimli çalışmasına atıfta bulunmuyor.

Saffet Bey’in iki makalesinde dikkatle ele alınması gerektiği olduğu izlenimi uyandıran bazı hususlar bulunuyor.

Örneğin, Kuzey Sumatra’dan geldiği belirtilen elçilerin, Saffet Bey’in ifadesiyle “… İşte böylece, İstanbul’da bir veya iki yıl kadar kaldılar…” ifadesine karşın, bu elçilerin nasıl olup da ellerini kollarını sallayarak İstanbul’a girdikleri ve bu süre zarfında yine kimsenin dikkatini çekmeden bir veya iki yıl kadar İstanbul’da yanlarında getirdikleri epeyce bir miktarda baharatı (pepper) satarak yaşam sürdükleri ve nihayetinde, aradan geçen onca süre sonrasında, bir kaza eseri (!) Cuma naması sonrası, Sultan 2. Selim’in dikkatini çektikleri muammalı bir duruma işarete diyor.[6]

Bazı metinlerde Osmanlı gerilemesinin başlangıcı ve atıl sultanların başlangıcı olarak atıfta bulunulan 2. Selim’in bu gelişmenin dönüm noktasını oluşturduğu görülüyor.

Öyle ki, bir Cuma namazı sonrası giysilerinin dikkatini çekmesiyle başlayan süreç ve ardından, Saffet Bey’in ifadesiyle, 2. Selim’in “… bu kadar uzun zaman geri bırakan memurları budalaca kibir ve gururlarından dolayı sert azardan sonra yabancıları hemen o gün saraya getirilmesini emretmesi”,[7]  bizde, 2. Selim’in ‘detayları pek de kaçırmayan’ gayet aklı başında bir hükümdar olduğunu intibaı uyandırıyor.

Buraya kadar ele aldığım bölümleri Saffet Bey, Christiaan Snouck Hurgronje’nin çalışmasından edindiğini söylüyor… Kanımca bunun yanı sıra, Batavya’da konsolosluk yapan Erşad Bey’i ziyaret eden ‘Açeli bir kişinin’ anlatısının da burada yer aldığını söylemek mümkün. Çünkü makaledeki anlatı, bize, Saffet Bey’in Erşad Bey’le yüz yüze görüştüğünü de gösteriyor.

Mahir Sumatralılar

Saffet Bey’in makalesinin ilk bölümünde dile getirdiği ve Kuzey Sumatra’dan Açe’den gelen elçilerin İstanbul serüveni bize bir başka gerçeği hatırlatsa gerek…

Saffet Bey, bunu yapmıyor…

Saffet Bey’in makalesinde dikkat hususlar Osmanlı denizciliği, Osmanlı’nın Hint Okyanusu politikası ve özelde Sumatra’da Açe ile olan ilişkilerin 16. yüzyıl ikinci yarısındaki boyutu olarak karşımıza çıkıyor.

Bir sonraki yazıda değineceğim üzere, Osmanlı denizciliğine değinen Saffet Bey, Sumatra’dan bu elçilerin nasıl bir denizcilik bilgisine ve tecrübesine sahip oldukları ve ne tür bir siyasi bilinçle hareket ettiklerine değinmiyor.

Bunun yanı sıra, Saffet Bey, İstanbul’un özellikle de, Kanuni döneminin sonlarında, -bırakın yabancıları-, Anadolu, Balkanlar ve Arap coğrafyasından geleceklerin bile pek de, öyle kolay kolay “hoş geldin” diyerek karşılanmayacakları aksine, sorgu sual vb. süreçlerin ardından, dertlerinin anlaşılıp hâl yoluna konulacağı ya da sınırlardan çıkartılacakları düşünüldüğünde, Sumatra gibi ‘uzak’ bir diyardan ve de yanlarında ‘ticaret meatı’ ile gelenlerin, böylesi hiçbir sürece takılmadan, İstanbul’un metropolit ortamında kendilerine nasıl yer bulduklarına da değinmiyor.

Anthony Reid’in makalesinde argümanını temellendirdiği Saffet Bey’in çalışmasını değerlendirmeye devam edeceğim.


[1] Anthony Reid. (1969) “Sixteenth Century Turkish Influence in Western Indonesia”, Journal of Southeast Asian History 10 (3), 395-414.

[2] Bkz.: Mehmet Özay. (2026). Kesultanan Aceh dan Turki: Narasi Sejarah dan Ingatan Lokal, Banda Aceh: Bandar Publishing.

[3] Ayhan Nalbantoğlu. (1951). “Sumatra ve Cava’da Türk Topları” (Turkish Cannons in Sumatra and Java), Tarih Hazinesi, No. 10, Yıl 1, (Mayıs), İstanbul. (502-503, 518).

[4] Çalışma Paris’te, Ecole Française D’Extreme Orient tarafından yayınlanmıştır. Lombard’ın bu çalışması, daha sonra Endonezyaca diline (Bahasa Indonesia) çevrilmiştir. (1986). Kerajaan Aceh: jaman Sultan Iskandar Muda, 1607-1636, (Tr.: Winarsih Arifin), Jakarta: Balai Pustaka. https://archive.org/details/kerajaan-aceh-iskandar-muda; https://dn720006.ca.archive.org/0/items/kerajaan-aceh-iskandar-muda/Kerajaan%20Aceh%20Zaman%20Sultan%20Iskandar%20Muda%20%281607-1636%29.pdf

[5] Saffet Bey. (1327/1911). “Bir Osmanlı Filosu’nun Sumatra Seferi”, Tercüme-i Osmani Encümeni Mecmuası, 1 Teşrin-i Evvel 1327/14 October 1911, Cüz 10, Bab-ı Âli Tarih-i Osmani Encümeni, İstanbul. Ahmet İhsan Şürekası, Matbaa-i Milliye Osmani Şirketi, s. 604. (604-614).

[6] Saffet Bey. (1327/1911). A.g.e., s. 604.

[7] Saffet Bey. (1327/1911). A.g.e, s. 605.

Tentang Penulis

Mehmet Ozay

(English) He was born in Istanbul on 30th January, 1969. He started his academic career at Hacettepe University and later on received Bachelor’s Degree from Marmara University, graduating in 1997 from the Department of English Teacher Training, Education Faculty. He went on to earn his Master’s…

Lihat profil dan artikel →

Ikut berdiskusi

Alamat email Anda tidak akan dipublikasikan.

id_IDBahasa Indonesia