Asia Pasifik, Artikel Harian

ABD seçim sonuçlarına dair bazı düşünceler / Some thoughts on the US election results

Email
Bagikan f X in wa
The Daily Star

Mehmet Özay                                                                                                            05.11.2026

ABD’de, 3 Kasım’da yapılan seçimlerin, herkes için farklı değerlendirildiğine kuşku yok.

Seçimlerin odağında ve karar merciinde yer alan Amerikan seçmeni için ana söylem ve karar, üç temel alanda, yani ‘eğitim’, ‘ırk’ ve ‘parti kimliği’nde öne çıktığı yönünde görüşler Amerikan medyasında yer alıyor.

Seçimler öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında, Başkan Trump’a destek oranının en düşük seviyelerde seyretmesi aslında, 3 Kasım seçim sonuçlarının gelmekte olduğunun habercisiydi.

Bu gelişmeyi, sadece Trump’ın iç politika ile ilgili söylemleri ile açıklamak mümkün değil.

Seçimlerin doğrudan etkilediği başkan Donald Trump ise bir yandan, seçim sonuçlarını kabul eder görünürken, öte yandan üstüne alınmaz bir tavır ve hatta, klasik tehditvari uslübunu “Demokratların tüm girişmlerini VETO edeceğini” sembolik olarak giydiği yeni şapkasıyla ortaya koyarak karşıladı seçim sonuçlarını.

Uluslararası arenada ise manzarının daha etkin bir seyir takip ettiğini ve de edeceğini söylemek mümkün.

Trump’la yan yana olanlar ile, Trump’la arasına mesafe koyanlar bağlamında bir sınıflama yapıldığında, küresel arenada karşımızda ağırlıklı olarak ikinci kategoride yer alan ülkeler ve liderlerin, 3 Kasım seçim sonuçlarından gizli/açık memnuniyetlerine kuşku bulunmamaktadır.

Bu çerçevede, örneğin, komşu ülkeler Meksika ve Kanada’dan başlayarak, küresel ölçekte Avrupa Birliği’nden, Doğu Asya’da Çin’e ve Güneydoğu Asya’da ASEAN’a kadar farklı bölge, birlik ve ülkelerin bu seçim sonucundan çıkartacakları dersler olsa gerek.

Bu yazıda, tüm bu ülke ve bölgeleri tek tek ele almak mümkün değil. Ancak, genel bir değerlendirme yapmakta yarar var.

Amerikan seçmeni

Amerikan seçmeninin oy kullanırken temelde, ‘iç politika’ ve ‘öz-kaygılar’ üzerine temellenen bir karar süreci yaşadığı söylenebilir.

Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, sıradan seçmen sandık başına gittiğinde belki de, bilincini, doğrudan kendi iç sorunları üzerine yöneltiyor.

3 Kasım seçim sonuçlarının sürprizleri arasında yer alan bir Amerikan yerlisi kadın politikacının vali seçilmesi; Cumhuriyetçilerin kalesi Texas’da, Demokratların bir senatör çıkarması ve aynı eyalet valiliğini kazanması; Georgia’da ise bir siyasi kadın Demokrat adayın valilik yarışını önde bitirmesi gibi; Michigan’da Müslüman kökenli bir Arab Demokrat adayın senatör olması gibi gelişmeler Amerikan seçimlerinin içe dönük yüzü gibi gözüküyor.

Trump ve politikalarına yönelik tepkilerin bir yönünde ırkçılığa varan ayrıştırıcı dil ve söylem ile icraatlar bulunuyordu.

Ülkede azınlık konumunda olanlar ile bu azınlıklarla aynı toprağı paylaşmaktan gocunmayan kitlelerin ortak bir zeminde buluştukları bir seçime tanık olundu.

Bunun yanı sıra, çeşitli projelerin yürütülmesinde, Trump yönetiminin var olan siyasal ve bürokratik konsensusu ihlâl eden kararlarının kamu vicdanında olumsuz karşılık bulmasını dikkate almak gerekiyor.

Amerikan toplumunun kendi siyasla sistemi içerisinde inşa ettiği ve ‘adalet’ ölçütü olarak anılmayı hak eden yapılaşmasına Trump yönetiminin ihlale matuf girişimler sandık başına giden Amerikan seçmeni tarafından unutulmadı.

Bununla birlikte, hiç kuşku yok ki, Amerikan seçmeninin ABD başkanı Trump’ın ve hükümetinin uygulaya geldiği küresel politikalarını hesaba katan bir yaklaşım sergilemedikleri söylenemez.

Hele hele, kendi başkanlarının ve hükümetlerinin kararıyla dünyada pek çok ‘olumsuz’ gelişme ortaya çıkarken, tüm bu olan bitene kayıtsız bir Amerikan seçmeni olabileceğini söylemek güç.

Nihayetinde, karşımızda ‘insani değerleri’yle var olan bir seçmen kitlesinden bahsediyoruz.

İdeolojik kaygılar ve ahlâki tutum

Ancak, Başkan Trump’ın, ‘ayrıştırıcı dili’ güçlü bir şekilde ortaya koyduğu örneğin, Meksika ile olan ilişkilerde ya da Batı Avrupa’daki gelişmelere uzanarak, Avrupa medeniyetinin göçmen akınlarıyla tehdit altında olduğu yolundaki vurgusu gibi küresel ölçekte ortaya çıkan politik söylemlerin, yukarıda dile getirilen ABD içindeki ‘azınlık’ kavramıyla ilintisi politikacıların elde ettikleri başarı arasında şu veya bu yönde bir ilişki bulunmaktadır.

Bu durum, Amerikan seçmeninin elbette, sandık başına giderken, önceliğinin karşısında yer alan siyasal seçeneklerler, siyasal adaylardan birine sahip olduğu ideolojik ve ahlâki değerler ölçüsünde karşılık vermesi, aynı Amerikan seçmeninin, bir ölçüde, küresel çapta benzeri gelişmelere kayıtsız kalmadığını da ortaya koymaktadır.

Nihayetinde, karşımızda küresel bir lider ve her gün küresel yapının bir yönüyle ilgili açıkmaları ve hatta, zorlayıcılığı içinde güçlü bir şekilde barındıracak şekilde, gayet belirleyici politik kararları ile gündeme gelen bir lideri bulunuyor.

Bu durum, hiç kuşku yok ki, zihni açık, bilinçli Amerikan seçmeninin göz ardı etmeyeceği gelişmelerdir…

Hayal kırıklığının sonucu!

Bu durum, ABD medyasında “seçmen’in hayak kırıklığı”nın yansıması olarak ortaya konuyor…

Son iki yıl içerisindeki gelişmelere bakıldığında, bu hayal kırıklığının bir tek kez değil, devamlılık arz edecek şekilde, Amerikan seçmenin karşılaştığı bir sosyal olgu olduğu görülür.

Bir ülke vatandaşı düşünün ki, başkanının herkesi karşısına alan, neredeyse herkesi kendine ve ülkesine düşman kabul eden bir siyasal eğilim ve süreçleri ortaya koysun ve eğitimli, siyasal bilinci, rasyonel düşünceye sahip bu ülke vatandaşı seçim zamanı geldiğinde, açık ve net bir şekilde kararını sergilemesin…

Yukarıda dile getirmiştim, aslında bu seçim sonuçlarının “geliyorum” dediği, yapılan kamuoyu yoklamalarında belirginlik kazanmıştı…

Seçim sonrasında oluşan tabloyu, bize sıradan bir seçmi başarısı ve kazanımı değil, aksine ABD’nin kendisinin oluşturduğu ve genel çoğunluğun kabülüne dayanan siyasal ahlaki normların yeniden inşası olarak değerlendirmek gerekiyor.

Tentang Penulis

Mehmet Ozay

(English) He was born in Istanbul on 30th January, 1969. He started his academic career at Hacettepe University and later on received Bachelor’s Degree from Marmara University, graduating in 1997 from the Department of English Teacher Training, Education Faculty. He went on to earn his Master’s…

Lihat profil dan artikel →

Ikut berdiskusi

Alamat email Anda tidak akan dipublikasikan.

id_IDBahasa Indonesia